YEMİN ÇEŞİTLERİ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

YEMİN ÇEŞİTLERİ

Mesaj  Hasan Bir Ptsi Şub. 16, 2009 12:33 pm

Yemin Çeşitleri;
Yeminler önce Allah adına edilenler ve Allah tan başkası adına edilenler olmak üzere ikiye ayrılır. Allah adına edilen yeminler Allah’ın isim ve zat-ı sıfatlarının kullanıldığı yeminlerdir.
Hanefîlere göre, Nebî, Kur’an, Kâbe gibi Müslümanlarca kutsal olan varlıklar adına Allah’ın isim ve Zat’ı sıfatları dışında hiçbir şeye yemin etmek caiz değildir.
İmamı Malik, Şafiî ve Ahmed b. Hanbel’e göre Kur’an ayetleri ve Mushaf adına edilen yeminler muteberdir. Bozulması halinde keffareti gerektirir. (İbn Kudame el-Muğnî XI. 194–195) Hanbelîlere göre Kâbe ve diğer yaratıklar adına yemin etmek caiz değilse de, Peygamber adına yemin etmek caizdir. Bozulması halinde keffareti gerektirir. (a.g.e. XI.210)
Yeminlerin muteber olması için mutlaka Arapça olması şart değildir. Söylenilenin ne anlama geldiğini bildikten sonra her dille yemin yapılabilir. Buna göre Türkçede kullanılan “yemin ederim, kasem ederim, and olsun, and içerim” gibi sözler yemin sayılır. Merginânî bu gibi durumlarda hangi sözlerle yeminin edilip edilmeyeceğinin örfe bağlı olduğunu söylemektedir.

Yemin Çeşitleri:
1-Lağv Yemini: Yanlışlıkla edilen, yani sahibinin söylediği sözün hakikat dışı olduğu halde doğru olduğunu zannederek yaptığı yemindir. Borcunu ödemediği halde ödediğini zannederek veya cebinde para olduğu halde olmadığını zannederek yemin eden kişinin ettiği “lağv” yeminidir. Hanefîlerin bu anlayışı birçok sahabe ve tabiinden nakledilmiştir. (Buhari,”Eyman 15. Ebu Davud” Eyman 6) Ayrıca dil alışkanlığıyla, konuşma esnasında kasıt olmadan insanın ağzından çıkan “hayır vallahi, evet vallahi” gibi yeminlerdir. Özellikle Şafiîlere göre böyle yeminler “lağv” yeminlerdir. Kur’an da “Allah, kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden (lağv yemininden) dolayı sizi sorumlu tutmaz” (el-Maide 5/89) buyrularak bu tür yeminlerin ikeffareti gerekmediği bildirilmiştir. Ancak ağız alışkanlığıyla da olsa konuşurken iki de bir yemin etmemek ve bu kötü âdeti kısa zamanda terketmek gerekmektedir.
2-Gamûs Yemin :
Yalan yere kasten yapılan yemindir. Geçmiş zaman da veya bu zaman da bir olayla ilgili olarak bile bile yalan yere yemin etmektir. Meselâ bir kimsenin borcunu ödemediğini bildirdiği halde “ödedim” diye veya hali hazırda cebinde parası olduğu halde parasının olmadığını söyleyerek yemin etmesi birer gamûs yemindir. Böyle bir yemin büyük günahtır. Allah (c.c.) Ali İmran süresi 77. âyetinde Allah’ı kendi sözüne kalkan yaparak hak gasbetmeye çalışmanın ağır sonuçları üzerinde düşünme çağrısı yapılmaktadır. Ayetle, yalan yere yemin edenlerin akibetinden haber verilmektedir. Böyle bir yemin çok büyük bir günah olduğundan yanlışlığın bağışlanması için keffaret yeterli olmaz.
Hanefî, Hanbelî ve Malikîlere göre gamus yemininden dolayı kefferat yoktur. Yalan yere yemin eden kimse bol bol tevbe istiğfarda bulunmalı, bir daha böyle bir hataya düşmemeye karar vermeli, yemin sebebiyle meydana gelen hak varsa bu hakkı ödeyip sahip veya sahiplerinden helâllık istenmelidir.
İmamı Şafiî’ye göre gamus yemini içinde keffaret gerekir. Ancak bu keffaret kul hakkını düşürmez. Diğer mezheplerin böyle yemin için keffaret gerekmeyeceği yönündeki yorumları, bu yeminin günahını keffaretin silmeyeceğinden dolayıdır. Tevbe ve istiğfarın gamus yemininin keffareti olduğuna kanaatlerinden dolayıdır.
3-Mün’akide Yemini
Bir şeyi yapmak veya yapmamak için edilen yemindir. Bu yemin gelecek ile ilgilidir. Bir kimsenin “yarın falan yere geleceğine” veya “ falan kişi ile bir daha konuşmayacağına” Allah’ı şahit tutarak yaptığı yemin bu kabildendir. Böyle yeminler her halükârda yerine getirilmelidir. Yerine getirilmezse yemin bozulmuş olur ve keffaret lazım gelir. Buradaki keffaret Allah’a karşı işlenen bir hatanın ve mahcubiyetin yerine ibadet cinsinden olumlu bir hareketle örtülmeye, affedilmesine çalışılmasıdır. Böyle yeminleri iki ana gurupta toplamak mümkündür.
1-Uyulması vacip olan yeminler: Buradaki vacip farz anlamına olup meşru olan bir işi yapıp yapmama yönünde yapılan yeminlerin yerine getirilmesi farzdır. Yarın şu işi yapıp, yapmama’ya edilen yeminler bu kabildedir.
2-Edilmesi haram, uyulmaması vacip olan yeminler: Bir farzı terk etmek veya bir haramı işlemek, falanca kişilerle konuşmamak için yapılan yeminler gibi. Böyle yeminler yapan, yeminini bozup yemin keffareti ödemesi ve ayrıca tevbe, istiğfarda bulunması gerekmektedir. Hz.Peygamber, “Bir şeye yemin edip de başkasını daha hayırlı gören kişi yemininden dolayı keffaret ödesin sonra da o hayırlı olan şeyi yapsın” buyurmuştur. (Nesai Eyman 41. Ebu Davd Eyman 12)
-----------------------------------------------
Not:Bir sonraki yazıda "Yemin Keffareti" konu edinilecektir. H.K.
avatar
Hasan
Admin

Mesaj Sayısı : 73
Kayıt tarihi : 21/08/08
Yaş : 65

Kullanıcı profilini gör http://asil-islam.hareketforum.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz