DUA İLE, OKUYARAK TEDAVİ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

DUA İLE, OKUYARAK TEDAVİ

Mesaj  Hasan Bir Ptsi Şub. 02, 2009 1:37 pm

Dua ile Okuyarak Tedavi
Dert, sıkıntı, keder ve hastalıklardan kurtulmak için okuyup Allah’a dua etmek ayrı şey, büyü ve efsun veya üfürükçülük ayrı şeydir. Bunlar birbiriyle karıştırılmamalıdır. Büyü, efsun ve üfürükçülük gibi batıl şeyler dinimizde kesin olarak yasaklanmıştır. Dert ve hastalıklardan kurtulmak için dua etmek doktora gidip tedavi olmaya engel değildir.
Hastalıkların maddî olduğu kadar manevî sebepleri de vardır. Günümüzde zihnî ve ruhî hastalıkların maddî sebepleri yanında manevî sebepleri de araştırılıp hastalar her iki yönüyle tedavi edilmeye çalışılmaktadır. Telkin ve musikî ile tedavi öteden beri uygulanan ve iyi sonuçlar alınan bir yöntemdir. Maddî hastalıkların tedavisinde bile kişilerin Allah’a bağlanmaları, gerçek şifayı onun vereceğine güvenmeleri, ruh sağlıklarının ve morallerinin yerinde oluşu ayrı bir önem taşımaktadır. Bununla birlikte okuma ile tedavinin mahiyet ve gayesi iyi bilinmediğinde tıbbî tedaviye alternatif bir tedavi olarak algılanmasını bilmeyen cahil ve çıkarcı kimseler tarafından kötü kullanılma durumu maalesef bugün ayrıca bir hastalık halini almış olup tedaviye muhtaç hale gelmiştir. Cinlerle konuştuklarını, gerektiğinde hastaların cinlerini yakabileceklerini söyleyerek onları kandırıp sömürenler, yıldız falından farklı olmayan “kitap açma” adı altında bir çeşit uygulamalarla ve yalanlarla insanlar kandırılmakta, bu yolla alınan paralar astronomik rakamlara ulaşmaktadır. Bu yolla apartman ve dairelere sahip olan pek çok kişi tanırız ki bunlar doğru dürüst fatiha veya ihlâs sürelerini okumaktan âcizdirler.
Okumak suretiyle tedavi Hz. Peygamber ve Sahabe tarafından yapılmış, daha ziyade Fatiha, İhlas Felak ve Nas süreleri ile bazı duaların okunduğu rivayet edilmektedir. Bu okumalar Allah’tan şifa istemek mahiyetindeydi; bu günkü gibi bir sektör halinde değildi. Ayrıca Peygamberimiz “Ey insanlar tedavi olun Allah hem derdi hemde devayı göndermiş, her hastalığa çare yaratmıştır” (Ebu Davud “Tıp” 11) buyurmuştur.
Sebebi bilinmeyen veya tedavi edilemeyen hastalıklarla karşılaşan insanların içine düştüğü çaresizlik ve çırpınış hali bu dönemde onları ve yakınlarını normal olmayan bazı arayışlara sevk edebilir. Bunlar arasında sihir, nazarlık, at nalı, kafatası, meşru olmayan şekil ve metinleri içeren muska takma, kurşun dökme, tütsü yapma sayılabilir. Modern tıp biliminin gelişmediği zamanlarda bu gibi durumlara daha sık rastlanmıştır. Modern tıp biliminin geliştiği ve yeni birçok hastalık türünün ortaya çıktığı günümüzde hâlâ bu gibi uygulamaların geçerliliğini koruduğu üzülerek müşahade edilmektedir. Bunların tıbbî açıdan bir faydasının olmadığı gibi batıl inanç olmaları sebebiyle dinen de doğru bulunmamıştır. Hz. Peygamber nazarlık kullanmayı menetmiş, bu gibi şeyleri asan kimselerin biatlarını kabul etmemişti (Nesai “Zînet” 17, İbn Mace, “Tıp” 39). Çünkü Resül-i Ekrem hastalıkların sebeplerinin bulunduğunu ve tedavi edilebileceğini, insanı tedavi olmaya teşvik ettiği gibi henüz tedavisi bilinmeyen hastalıklarında mutlaka tedavilerinin olduğunu, tabiplerin bu konuda usanmadan bıkmadan araştırma yapmaları gerektiğine de işaret etmektedir. (Müslim “Selam” 69) Peygamberimiz hastalıkların sebeplerinin bulunduğunu ve tedavi edilebileceğini belirtmiş, gerçek sebeplere tutunmayı tavsiye etmiştir. Onun uygulamasında okuyarak tedavi, alternatif bir tıbbî tedavi değil, buna imkân bulunmadığında veya tıbbî tedavi sonuçsuz kaldığında başvurulacak yardımcı ve ilave bir yöntem niteliğindedir.
Nice hastalıklar var ki dün diyeceğimiz kadar kısa zaman önce tedavileri olmadığı için bu gibi hastalıklardan binlerce kişi muzdarip olmuş veya hayatlarını kaybetmişti. Bu gün ise bu gibi hastaların tedavileri kolayca sağlanmaktadır. Tedavisi yapılamadığı için çaresizlik içinde çırpınan veya maddî sebeplerle tıbben tedavi imkânı bulamayan insanların bu sıkıntılı durumu fırsat bilip onlara nazarlık, muska takan, tütsü yapan ve böylece onların umutlarından çıkar sağlayan kimseler, ağır ve yüz kızartıcı bir insanlık suçu işlemiş olmaktadırlar. Bu tür fırsatçıların dar gelirli ve dindar muhitlerde kolayca tutunabilmesi, birazda bu muhitlerdeki sefalet derecesindeki ekonomik sıkıntıyla, birazda yetersiz dini bilginin olmayışıyla ve bunun sonucu dini istismara müsait olmalarıyla alâkalıdır.
İnsanlar yeteri derecede maddî imkâna ve yeteri kadar doğru şekilde din eğitimine imkân bulunduklarında bu gibi ayıplar son bulacaktır.
avatar
Hasan
Admin

Mesaj Sayısı : 73
Kayıt tarihi : 21/08/08
Yaş : 65

Kullanıcı profilini gör http://asil-islam.hareketforum.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz