HASTALIK-TEDAVİ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

HASTALIK-TEDAVİ

Mesaj  Hasan Bir Paz Ocak 25, 2009 2:51 pm

Hastalık- Tedavi
İslam dini insan sağlığına büyük önem vermiştir. Sıhhatli insan, güçlü ve kuvvetli insandır. Hadis’i şerifte:”Allaha göre kuvvetli mümin, zayıf müminden daha hayırlı ve daha sevimlidir”(Müslim “Kader” 34) buyurulmuştur.
Sağlık, insan için büyük bir nimettir. Peygamber efendimiz (a.s): “İki nimet vardır ki insanların çoğu onların kıymetini gerektiği gibi bilemediğinden aldanmışlardır. Bunlar, sıhhat ve boş vakittir”(Buharî “Rikak 1, Tirmizî,”Zühd” Ahmed b.Hanbel,”Müsned” 1. 258) buyurmuşlardır. Resülüllah (s.a.v.) “Allahım: bedenime, gözlerime ve kulaklarıma sıhhat ver” (Ebu Davud “Edeb”.101) diye dua ederdi.
Kur’anı Kerimde: “ Kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayınız” (el-Bakara 2/195) buyurulur.
İnsanın sağlığına dikkat etmemesi bir nevi kendisini ölüme terk etmesidir. Bu ise dinimizde kesin olarak yasaklanmıştır. Yüce Rabbimiz: “Kendinizi öldürmeyiniz” (en-Nisa,4/29) buyurur. Dinimizde ölümü temenni etmek de yasaklanmıştır. Peygamber efendimiz (s.a.av.) bir hadisi şeriflerinde :”Sizden biri ölümü dilemesin” (Buharî “Merda” 19); bir diğerinde “İnsanların en hayırlısı ömrü uzun, ameli güzel olanıdır.” (Tirmizî “Zühd” 21) buyurmuştur.
Yaratıcının muhatap seçtiği insan, üstün meziyetlere sahip olup, düşünme ve iman etme kabiliyetiyle donatılan ve bunun neticesi olarak bir takım sorumluluklara muhatap insan, bu yönüyle en şerefli bir varlık olarak yaratıldığı, yaratıcı tarafından haber verilmektedir. (et-Tîn 95/4). İnsan, Allahın yeryüzünde kurduğu tabiî ve fıtrî düzene tabîdir. Hastalık, Sakatlık ve ölüm, diğer canlılarda olduğu gibi insanda da belli dünyevî ve tabiî sebeplere bağlanmıştır. İslam, olumsuz sayılabilecek hastalık, fakirlik, sakatlık, deprem, yangın, sel gibi üzücü durumları metanetle karşılamayı, bunlarla mücadele etmeyi, gerekli önlemler almayı, sonuçta ise bunu Allah’ın bir imtihanı bilip sabretmeyi telkîn eder. (el-Bakara 2/155; el-Mülk 67/2)
Hastalıkla mücadele ve gerekli tedavî yollarına başvurmak dinin emir ve tavsiyesidir.
Tedavi
Üsame b. Şerikden nakledildiğine göre bedevîler Peygamber efendimize gelerek “Ya Resülüllah Tedavi olalımmı? diye sorduklarında Efendimiz (a.s.) “Tedavî olunuz. Çünkü Allah yaratmış olduğu her derdin devasını da yaratmıştır. Ancak bir dert hariç, o da ihtiyarlıktır (diğer bir rivayette ölüm ilâvesi vardır)” (Ebu Davud”Tıb”1) buyurmuştur. Başka bir hadisi şerifte de “Her derdin bir devası, her hastalığın bir ilâcı vardır. Hastalığın ilacı bulunduğu zaman Aziz ve Celil olan Allah’ın izniyle iyileşir.” (Müslim Selâm 69) buyurmuştur.

Haram Maddelerle Tedavi
Âlimlerin büyük çoğunluğuna göre helal ve temiz olmayan şeylerle tedavi’de bulunmak caiz değildir.
Tarık b. Süveyd, ilaç için şarap yapmanın hükmünü sorunca Peygamber efendimiz “Şüphe yok ki o deva değil derttir” (Müslim “Eşribe” 12 ) buyurmuştur. Haram maddeler denince özellikle alkollü ve uyuşturucu maddeler kastedilir. Ancak bugün, toz ve hap şeklinde veya damara enjekte edilebilen uyuşturucular da vardır. Bu maddeler hem tedavi hem de keyif maddesi olarak kullanılabildiğinden haram madde ile tedavi tartışma konusu olmuştur. Bu hususta islam âlimlerince ortaya konan görüşleri üç eğilim halinde özetlemek mümkündür.
a-Haram maddelerle tedaviyi caiz görmeyen İslam alimlerinin bir kısmı, Şarap ile tedavi olmayı yasaklayan, onun ilaç olmayıp hastalık olduğunu açıklayan pek çok hadisi esas alırlar, bunlarla tedaviyi caiz görmezler. Hanbelîler bu görüştedirler. Bu görüş sahipleri hastalık halini, haramı mubah kılan bir zaruret hali olarak kabul etmezler. Bu guruptaki bazı bilginler şöyle der; Açlık yüzünden dara düşmüş kimse, zarureti giderecek haram kılınmış yiyeceklerden, başka bir şey bulamama durumunda haram kılınmış şeylerden istifade edebilir. Hâlbuki hastalık böyle değildir. Çünkü hastalığı tedavi için tek çare bu yiyecek ve içecekleri kullanmak değildir, birçok ilaç vardır.
b-İslam âlimlerinin bir kısmı haram maddelerle tedaviyi caiz görürler. Zahirî fakihleri bu gurubu teşkil eder. Zahiri hukukçu İbn Hazm şöyle der: Şarap darda kalan ve zaruret haline düşen için mubahtır. Çünkü tedavi zarurettir. Zaruretler ise haram olan şeyleri mubah kalır. Susuzluğu gidermek için şarap içmek zorunda kalan kimseye ceza uygulanmaz. İbn Hazm,”Caiz değildir” diyenlerin dayandığı hadisleri ayrı ayrı ele almış, bir kısmının zayıf olduğunu ileri sürmüş, bir kısmına da şöyle bir açıklama getirmiştir: Zaruret halinde tedavi maksadıyla haram kılınmış şeyleri içmek mubah olduğuna göre “necis” (dinen pis sayılan) maddeler kapsamı dışına çıkmış demektir.
c- Çoğunluğu oluşturan İslam alimleri haramla tedaviyi belli şartlarla caiz görürler. Ancak caiz gören her bir grup helal olması için farklı ön şartlar ileri sürerler. Hanefîler ve Şafiîler ağırlıklı olarak bu grupta yer alır. Onlara göre haram ile tedavinin caiz olması için kesin olarak iyileşmesi veya hiç değilse iyileşmenin kuvvetle muhtemel olmasına bağlıdır. Şifa vereceği kesin olarak bilinmiyorsa tedavi amaçlı haram yiyecek ve içecekler kullanılamaz. Haram oluşun delili olarak gösterilen hadis, helâl ilâcın bulunduğu normal duruma göredir. Helâl maddeyle tedavi mümkün olmadığında tedaviyi sağlayacak ilâç mubah haline gelir ve hadisin kapsamına girmez..
Bundan ayrı olarak fıkıhçıların tartıştıkları konu şarap, idrar vb. nesnelerin tedavi için doğrudan alınması ve kullanılmasıdır. Bu maddelerin ilaç yapımında kullanılması ise “Karışma ve değişme yolu ile pis ve haram olan nesnelerin hükümlerinin değişeceği” kuralı da devreye girer.
Özetle söylemek gerekirse İslam bilginleri uzman bir tabibin ancak haram madde içeren ilacın yiyilip içilmesiyle hayatî tehlikeden kurtulabileceğini, bunun alternatifinin de bulunmadığını bildirmesi halinde bu ilacın kullanılmasının caizliği hakkında ittifak içindeler. Bir hayatî tehlike bulunmadığında bu gibi maddelerle tedaviyi caiz görmeyen bir grup islam bilgini mevcut ise de çoğunluk bu konuda da daha müsamahalı düşünmekte, belli şartlarda haram madde ile tedaviyi caiz görmekteler. Bunun için aranan şart ise alternatif helal bir ilacın bulunmaması ile ehliyetli doktorun teşhis ve önerisinin bulunmasıdır.
avatar
Hasan
Admin

Mesaj Sayısı : 73
Kayıt tarihi : 21/08/08
Yaş : 65

Kullanıcı profilini gör http://asil-islam.hareketforum.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz