UÇAKLA HACCA GİDENLER İHRAMI NERDE GİYECEKLER?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

UÇAKLA HACCA GİDENLER İHRAMI NERDE GİYECEKLER?

Mesaj  Hasan Bir Perş. Kas. 27, 2008 1:53 am

UÇAKLA HAC VE UMREYE GİDENLER İHRAMA NEREDEN GİRECEKLER?
Allah Rasulü hac ve umreye gideceklerin ihrama girecekleri yerleri hayatta iken bizzat işaret etmiştir. Her taraftan hac veya umreye gidecekler için tespit edilen bu yerlerle ilgili herhangi bir ihtilaf söz konusu değildir.
Bir iş için belirtilen zaman veya yer anlamına gelen mikat doğrudan harem bölgesine giden yabancıların ihramsız geçemeyecekleri yerlerdir.
Mikat yerlerini bildiren hadis sadece bu yerlerdeki insanların ve buradan geçen, yolları buraya uğrayan hac ve umre adaylarının mikatını içermektedir. Bu hadiste yolu buradan geçmeyenler ile ilgili herhangi bir beyan ve açıklama yoktur. Ancak bu mikatlara hiza olan yerler buna dâhil edilmiştir. Hz. Ömer kendi ictihadı ile Neced’lilerin ve doğrudan gelenlerin ihrama girmeleri gerekli olan Karnulmenazil’e hiza olduğu için Zatu Irkı, Iraklılara mikat olarak belirlemiştir. Hz. Öme’in bu yeri Iraklılar için ihram yeri (mikat) olarak belirlemesi Irak’ın fethinden sonra olmuştur. Kûfe ve Basra fethedildiğinde insanlar Ömer’e gelerek Allah Rasulünün Necedliler için tayin ettiği mikat yerinin kendilerine uzak olduğunu ve zor olduğunu beyan etmeleri üzerine Hz. Ömer de: Öyleyse sizin yolunuzda, oranın hizası olan bir yer bakın dedi ve onlar için Zatu Irkı mikat olarak tayin etti.
İmamı Şafiî ‘Üm’ isimli kitabında diyor ki: “Zatu Irkı Allah Rasulü mikat olarak tayin etmemiştir. Çünkü o vakitler doğudan gelecek kimse yoktu sonradan insanlar orayı mikat olarak tespit etmişlerdir.Buna benzer bir rivayeti Şafiî Ebi Şaşa’ dan rivayet etmektedir.” ( el- Umm c. 2,s.118) Hadis âlimlerinin cumhuru ve büyük kitlesi, doğrudan gelenler için mikat yerinin Zatu Irk olduğunu açıklayan hadislerin tümünün zayif olduğunu, delil olmaya yeterli olmadıklarını beyan etmektedirler. Onlara göre Iraklıların ve doğudan gelenler için Zatu Irk’ın mikat olarak tayin ve tespiti Ömer’in ictihadı iledir. Onların bulunduğu yere en yakın yerin hizası olarak burayı mikat yeri olarak belirlemiştir.( el- Mecmû c.7,s.191,Neylulevtar c.4,s.332 )
Bu açıklamalardan anlaşılıyor ki Peygamberimiz sadece karadan Arap yarımadasının üç yönünden gelenler için mikat yeri belirlemiş ve tayin etmiştir. Bu üç yön: Kuzey, doğu ve güneydir. O zamanlar Müslümanlar bu üç yönden hac ve umre yapmak için gelmeleri mümkün olan yerlerdi. Batı yönüne gelince Allah Rasulü o yönden gelenler için ihrama girme yeri ( mikat ) tayin etmemiştir. Çünkü batı tarafı deniz olup yine bu tarafta islamın henüz o zaman ulaşmadığı Afrika kıtası vardır. Oranın o zamanlar ne olacağını yalnız Allah biliyordu. Yine o zamanlar zamanımızdaki Süveyş Kanalı henüz açılmamıştı. Rasulüllah zamanı gelmeden, olay olmadan bir hüküm koymaya çalışmazdı. Hatta hakkında bir şey söylemediği meseleler hakkında soru sorulmasını da arzu etmezdi. Onu İslamın ışığında ıctihada bırakırdı. Hac farz olduğunda bunun her sene mi? Yoksa ömürde bir kere mi olduğunu soran sahabeye Allah Resulü diyorki: “her sene dersem size her sene farz olur ve sizinde buna gücünüz yetmez”
Yukarıdaki açıklamadan anlıyoruz ki Allahın elçisi denizden gelenler için bir mikat belirlememiştir. Çünkü Rasulüllah hayatta iken hac için Kızıldeniz tarafından gemi ile gelinmiyordu. Buranın hükmü gelecekteki içtihada kalmıştı. İslam’ın Afrika ya kadar uzanması neticesinde bu ictihat gerçekleşmiş ve o tarafdan gelenlerin mikatı tesbit edilmiştir.
Fıkıhçılar, ‘Tayin edilen mikatlardan geçmeyip bunların arasından her hangi bir bölgeden gelenler, bu mikatlardan birinin hizasına geldiğini araştırıp zannı galibine göre oradan ihrama girilmes’ini kararlaştırmışlardır. Eğer böyle bir karara varamazsa, hangi mikatın hizasına geldiğini kararlaştıramazsa Hanefîler diyorlar ki,bu kişi Mekke ye iki merhalelik mesafede ıhrama girip telbiye getirir. Çünkü bu mesafe, mikatların Mekke’ ye en yakın olan miktarı ve ölçüsüdür.
Hz. Ömer’in Iraklılar için ihram yeri( mikat ) tayin ve tespit etmesi ictihadına dayanarak ve onun ışığı altında deriz ki yaşadığımız zamana ait meseleler için mezheplerden kalan eski görüşlerle çözüm bulmak ve dinî hüküm vermek doğru değildir. Pek çok hüküm var ki kendine ait özel durum ve nedenlerden dolayı yürürlükten kalkması gerekmektedir. Geçerli gerekçelerle zamanında geçerli olan bu hükümleri ve düşünceleri alıp yaşadığımız güne yaymak doğru değildir. Mezheplerden geriye kalan bu düşünce ve hükümleri şimdiki yaşadığımız zamanın şartlarına, ortamına uysun veya uymasın taşımak uygun olmaz. Eskiyi bugüne taşımak mükellefleri zorluğa ve sıkıntıya sokuyorsa bunu hoşgörülü dinimiz kitap ve sünnetin hükmüyle kabul etmez ve etmiyor. Daha önce açıklandı diye bir görüş üzerinde zamanımıza uysun uymasın saplanıp kalmak doğru bakışı engelleyebileceği gibi meseleyi bütün yönleriyle kavramaya da mani olacaktır.
İhramın giyilmesi gerekli yerleri bildiren hadisleri bu günki hava yoluna da teşmil etmek doğru değildir. Hac veya umre için Kâbeye hava yoluyla gelen kişi yeryüzünde bulunan bu mikatların her hangi birinin üzerinden geçse de hadisler bunu içermez ve içermemektedirler. Bu mikatlardan birine hizalı olma hükmünün hava yoluna tatbiki mümkün değildir. Denk ve hizası olma meselesi- ki mikatlardan gecenler için Hz. Ömer koymuştur- hava yolunu yerdeki mikatların hizası ile denkleştirmeye kalkışmak şunun için doğru değildir:
Mikatla ilgili hadisler o zamanda bilinen ve tanınan yollara göredir. Bu yollar da, Arap yarım adasının çeşitli yönlerinden hac ve umre için gelenlerin Mekkeye ulaşmasını mümkün kılan kara yolları olduğundan hava yolunu yerdeki mikatların hizası ile denkleştirmeye kalkışmak doğru değildir… Bu sadece o topraktan ve yeryüzünden geçenler için geçerli olan hükümdür. Çünkü o arazinin üzerinden kuşlar gibi uçarak havadan geçmek ne Resülüllahın nede ashabın hiç hatırından ve hayalinden geçmemiştir ve geçemez. Zira o gün için bu mikatların üzerinden havadan geçmeyi hiç kimse tasavvur edemez ve etmemiştir. Böyle olunca da havadan geçen bu sınıra dâhildir denmemiştir. Ancak şunu diyebiliriz ki bugun uçaklara binerek uçmak, yüce Resülün zamanında bu arazi parçalarını ihram mikatı olarak tayin ettiği vakitte olsaydı uçakla bu arazi parçalarının üzerinden geçmek bu hadisin içine girmezdi. Çünkü oradan geçenleri oralı kılan, bu mikattan fiilen o toprak parçasından yer üzerinden geçmektir. Efendimizin koyduğu bu mekân mikatlarının, hava yoluyla gelenler için de mikattır ısrarında bulunmak hiçte doğru değildir. Böyle bir yetkiye kimse sahip değildir.
Kara yolunda geçerli olan hiza meselesini semaya ve göğe teşmil etmek asla caiz olmaz.
Resülüllahın hadisi hava yoluyla gelmeyi içermediğine göre hava yoluyla gelme hususunda bir delil; kaynak bulunmamaktadır. Böyle olunca da hava yoluyla gelenler için mikat ictihadına ihtiyaç vardır. Buna göre bu mesele ile ilgili olarak içinde zorluk olmayan her hangi bir şer-î delili de ihlâl etmeyen hüküm ise bugun uçakla gelenler, uçaktan indikleri yerde kara yoluyla gidecekleri mikatta ihrama girmelidir. Daha önce kendi ülkelerinde hava alanında veya uçakta iken altta (karada) bulunan mikatın hizasına geldiğinde ihrama girme gibi bir zorunluluk yoktur. Eğer uçak mikat dışında bir şehre iniyorsa, mikatları oradan gidenlerin mikatları, ya da o mikat’a hiza ve paralel olan yerdir. Eğer o mikatlara uğramıyorlarsa onun hizası olan bir yerde ihrama girerler. Eğer uçağın indiği yer mikatlardan içeri kalan bir yer ise yani mikat ile harem arsındaki bir yere iniyorsa o kişinin ihram mikatı bizzat o yerdir, oraya inen oranın ehli ve halkı gibidir. Orada bulunanlar nasıl bulundukları yerden ihrama giriyorlarsa uçakla oraya inen de oranın halkı gibi oradan ihrama girer.
Bugün hacıları getiren uçakların indiği hava meydanı Cidde şehridir. Burası bazı mikatların arasındadır. Hac ve Umre için hava yoluyla Ciddeye gelenlerin ihram için mikatları Cidde şehridir. Çünkü oraya inenler oranın halkı hükmüne tabidirler, oralı gibidirler. Cidde halkı nerede ihrama giriyorsa uçakla gelenler de orada ihrama girerler. Hacıları getiren uçağın indiği hava meydanı bir gün gelir Mekkeye nakledilirse hava yolu ile gelenler Mekkeli gibi olurlar. Onlarda Mekkelilerin ihrama girdiği yerden ihrama girerler.
Ciddeye uçmak üzere yoculuğa başlayan hacı adaylarının kendi ülkelerindeki hava alanlarında veya uçak içinde mikat hizasına geldiğinde ihrama girmesi gerekir gibi bir hükmün şer’i bir delilinin olmadığını yukarıda anlatmış olduk. Bir kere ihrama girerken belli yerlerin traşı ve gusul yaparak tertemiz olma gibi bir takım fiiller söz konusudur. Ülkemizde maalesef hacı adayları için böyle bir imkân henüz hava alanlarında sağlanmış değildir. Defalarca Hac ve Umre yoculuğuna çıktığımızda hava alanlarında merdiven altlarında, küçücük mescidlerde, mezbelelik gibi yerlerde hacı adaylarına ihram giydirmenin ne kadar zor olduğunu bizzat muşahade ettik. Uçakta ihrama girmek ise daha da zor ve uygunsuzdur. Bu zorluk büyük uçaklarda bazen imkânsız hale dönüşmektedir. Ticari zihniyetle yapıldığı için koltukların arası son derece dar ve sıkışık bulunmaktadır. Yolcu çivinin ağaca çakıldığı gibi koltuğuna oturmaktadır. Bırakın ihrama girmeyi, yemek yemek bile rahat olamamaktadır. Ayrıca uçakta yıkanıp ihram sünneti olan namazı kılmak için bir yeri nerede bulacaktır?
Bu görüşten daha garip ve enteresan olan görüş: “ uçakta elbisesi ile ihrama girer, uçak indikten sonra elbiselerini çıkarır, ihramlı halde dikişli elbise giydiği için bir kurban keser, böylece uçaktaki zorluktan kurtulmuş olur” görüşüdür. Ne zamandan beri bu hoş görülü, hikmetlerle bezenmiş olan yüce şeriat, zor olduğunda veya mazeret bulunduğunda böyle muhal, aklın kabul etmediği şeyleri teklif edip dayatıyor? Zor bir şeyin yerine daha zor olan bir şeyi teklif ediyor? Şeriat, bu gibi zorlamalardan ve tekliflerden uzaktır. Daha da ileri giderek bu görüş sahipleri diyorlar ki: Uçakla yolculuk yapacak kişi, uçağa binmeden evinde ihrama girmelidir. Eğer bu hacc veya umreye gidenler Moskova lı veya Sibirya lı bir Müslüman iseler vede kış günü hacca gidiyorsa bu fikri savunanlar ne diyecekler? Soğuk havanın sıfırın altında elli derece olduğu bir yerde nasıl ihrama girecek ve nasıl iki parçadan oluşan izar ve rida’yı giyecek? Bu insanlar soğuktan donmazlarmı? İslam, böyle zorlukları insanlara sunarmı? Böyle bir şey olamaz.
Her yeni olay için yeni bir yöntem vardır. Çünkü İslam dini dünyada yaşayanların problemlerini çözmeye kâfidir. Bu problemler ister yaşadığınız çağda, isterse gelecek zamanlarda olsun İslamda bunların halli vardır. Uçakla hac veya umreye gidenler için Ciddenin mikat olarak tayin edilmesi bunlardan en mühimidir. İki seçenekten birini tercih etme durumunda kaldığında Resulullah en kolay olanını seçerdi. Allah Resulunun yöntemi böyle idi. Eğer Allah Resulü hayatta olsaydı hava yoluyla bu kadar insanın Cidde sahasına Umre ve Hac kastıyla indiğini görseydi, herhalde bizzat Ciddeyi mikat (ihram giyme yeri) olarak tayin ve tesbit ederdi. Onun tesbit ettiği usul ve ondan bize ulaşan naslar ( deliller ) bunun böyle olacağını göstermektedir.
Uçakla Hac ve Umreye gideceklerin ihrama nereden başlamaları gerekir ile ilgili söylenenlerin özeti şöyledir:
Eğer ucak mikat mahalli bir yere inmişse oranın ehli gibi oraya inen de o mikattan ihrama girer. Eger uçak mikat dışında bir yere inmişse yolunun üzerinde rastladığı ilk mikattan veya çeşitli yönlerden tayin ve tesbit edilmiş olan mikatın hizasından ihrama girecektir. Ancak hacı adayı veya umreci uçak içinde mikatı geçerse uçağın indiği yerden ihrama girmesi gerekir.
Bu mutealâdan sonra Türk hacı ve umre adaylarına şunu deriz ki, uçağınız Ciddeye ineceğine göre sizlerin uçağa binmeden Türkiye hava alanlarında veya uçağın içinde ihrama girme mecburiyetiniz yoktur. Cidde hava alanı sizin için mikattır, yani ihrama girme yeridir. İşin doğrusu budur.
HASAN KARAGÜZEL
e-mail: hasan_karaguzel@hotmail.com
Web Site: asil-islam.hareketforum.com
avatar
Hasan
Admin

Mesaj Sayısı : 73
Kayıt tarihi : 21/08/08
Yaş : 65

Kullanıcı profilini gör http://asil-islam.hareketforum.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz