KURBAN KESME İŞLEMİ,KESİMDE BESMELE ŞARTMI? Ve DİĞER İŞLEMLER

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

KURBAN KESME İŞLEMİ,KESİMDE BESMELE ŞARTMI? Ve DİĞER İŞLEMLER

Mesaj  Hasan Bir Perş. Kas. 27, 2008 12:41 am

Kurbanı Kesme İşlemi:

Zebh, sözlükte kesmek, yarmak, can çıkarmak manalarına gelir. Buna tezkiye de denir.

Tezkiye, arıtmak, temize çıkarmak, iyiliğine şahit olmak manalarına gelir ki ikisi de aynı kök olan “zekât” kökündendir.

Hayvanı kesecek kimsenin Müslüman olması tercih sebebidir. Kitap ehlinin kestiklerinin helâl olması ilke olarak icma ile caizdir.[1] Çünkü Maide süresi ayet 5 de şöyle denilmektedir. “…Kendilerine kitab verilenlerin (Yahudi, Hıristiyan v.b. nin ) yiyeceği size helaldir. Sizin yiyeceğinizde onlara helâldır.”

Malikîler, Şafiîler ve İmamı Ahmed den gelen bir rivayete göre, tapınakları ve bayramları için kesmiş oldukları mekruhtur.

Hayvanı kesen kimsenin kestiği hayvan üzerine mesela, Hıristiyanın Mesih, Yahudininde Üzeyr adına kesmesi halinde de böyledir.

Cumhura göre: Allahtan başkası adına kestiği bilinecek olursa bu helal değildir. Çünkü maide 3. ayette “Allah ‘tan başkası adına boğazlanan …” denmektedir. Ayrıca Enam 121.ayette “üzerine Allah’ın ismi anılmayanlardan yemeyin “buyrulmuştur.

Malikîler ise bunun haram değil mekruh olduğunu söylemişlerdir. Çünkü Allah: “Kitap verilmiş kimselerin yiyecekleri sizin için helaldir”. (5/maide 5) buyurmaktadır. Bu ayet umumîdir. Allah, onların kestikleri hayvanlar üzerinde bu gibi (küfrü gerektirecek) sözleri söyleyeceklerini biliyordu. Diğer taraftan onların, adına hayvan kestikleri kimselere ilah adını vermeleri ibadet maksadı ile değildir.

Sahabe kitap ehlinin kestiğini yemişler, kadınlarıyla evlenmişlerdir.

Deli ve Sarhoşun kestikleri:

Cumhura göre: Bunların maksatları olmadığından kestikleri helal değildir.

Şafiîlere göre: Şafiîlerin azhar olan görüşlerinde deli ile sarhoşun kestiği mekruh olmakla birlikte caizdir. Çünkü onlara göre deli ile sarhoşun genelde kasıt ve iradeleri vardır.



Kesende Aranan Şartlar:

Kesen kişinin Müslüman veya kitap ehli olması aranan ön şarttır. Kesen kişinin kesmek maksadıyla bu işi yapması gerekir. Kesenin erkek veya kadın olmasında fark yoktur. Kadın aybaşı olsa bile kestiği helaldir.[2]

Şafiîlere göre mümeyyiz olmayan çocuğun kestiği kerahetle birlikte sahihtir. Buradaki kerahet besmeleyi anlayamaması ve kestiği hayvanı iyice tutamamasındandır.

Kadının kestiğinin mübah olduğunun delili şudur: “Ka’b b.Malik’in cariyesi Sel dağında koyun otlatırdı. Bu koyunlardan birisi yaralanınca koşup ona yetişti, bir taş parçasıyla hayvanı kesti. Ka’b Peygamber ( a.s) e durumu sorunca oda : “ondan yiyiniz”, buyurdu.[3]



Kesme İşlemi:

Hayvanın kesim yerine incitilmeden götürülmesi, sol tarafı üzerine kıbleye karşı yatırılması, keskin bıçağın kullanılması gibi ameliyelerin yapılması güzeldir.

Kesilmesi gereken organların sayısı:

Bu hususta mezhepler arasında farklı görüşler vardır. Hemen söylemeliyiz ki bu farklı görüşler olmazsa olmaz değil, en uygun olması hususunda yapılması gerekenler anlamındadır. Bu ameliyede önemli olan icab ettiğinde ve zorunlu kalındığında yukarıda geçtiği gibi taş ile dahi olsa hayvanı kesme niyetinin bulunması ve kanının akıtılmasıdır. En güzel şekilde kanın akıtılması ve kesim işleminin uygulanmasındaki bu ameliyeler üzerinde bir takım görüşler vardır.

Hanefîlere göre:[4] Kesilmesi gereken dört organın (yemek ve nefes boruları ile etrafındaki iki kan damarları ) ekserisinin yani üçünün kesilmesi gerekir.

Malikîlere göre:[5] Nefes borusunun ve iki damarının tamamen kesilmesi lazımdır. Yemek borusunun kesilmesi şart değildir. Malikîlerin bu husustaki görüşleri Hanefîlere benzemektedir.

Şafiîler ve Hanbelîlere göre:[6] Nefes ve yemek borusunun tamamen kesilmesi gerekir. Bunlar kesilirse hayat son bulur. Kalın damarların ( vedec – vedecan ) kesilmesi ise müstehabtır.



Kesme Esnasında Besmele:

Cumhura göre:[7] Keserken ve avcı hayvanın salınması esnasında besmele çekilmesi şarttır. Bu hayvan ister kurban isterse başka bir hayvan olsun besmele kasten terk edilirse helal olmaz.

Şafiîler ile bir kısım Malikîlere göre:[8] Besmele çekmek sünnettir. Vacip değildir. Terk edilmesi mekruhtur. Çünkü yüce Allah şöyle buyurmuştur:“Üzerinde Allahın adı anılanlardan yiyin”. (Enam 118) Şayet kasten veya unutarak besmeleyi terk edecek olursa onu yemek helal olur. Çünkü yüce Allah “kestikleriniz müstesna” (Maide 3) emrinde kesilen hayvanı mubah kılmış ve burada ayrıca besmele çekmekten söz etmemiştir. Diğer taraftan Yüce Allah’ın kitap ehlinin kestiklerini mubah kılmıştır. Onlar ise çoğunlukla besmele çekmezler. İşte bu, besmele çekmenin vacip olmadığının delilidir.

Annenin boğazlanmasının yavruya etkisi:

1-Anne, kesilmeden önce onu ölü olarak düşürürse bu cenin ittifakla yenilmez.

2-Kesilmeden önce anne onu diri olarak doğursa bu hayvan kesilmedikçe yenmez.

3-Kesimden sonra canlı olarak doğursa ve canlı iken kesilirse yenilir. Canlı iken kesilmezse ve ölürse meyte olur, yenmez.

Malikîlerden gelen zaif bir rivayette ise onun kesilmesinin annesinin kesilmesiyle gerçekleştiğidir.

4-Kesimden sonra yavrunun ölü olarak doğması hususunda fakihler arasında ihtilâf vardır.

a-Ebu Hanife, Züfer, Hasan b. Ziyad, annesinin kesilmesi ile bu şekildeki cenin yenilmez demişlerdir.

Böyle bir durumda cenin annesine tabi olmaz. Çünkü annenin kesilmesinden onun sonra hayatta kalması tasavvur edilebileceğinden yenilebilmesinin helal olabilmesi için ayrıca onun da kesilmesi gerekir. Annesinin kesilmesiyle bu hayvan kesilmeden helal olmaz. Kesimden maksat kanı etten ayırmaktır. Dolayısıyla bu durumda cenin, anneye tabi olmaz.

b-Ebu Yusuf –Muhammed ve fakihlerin cumhuru, cenin annesinin kesilmesi ile ölü olarak çıkarsa veya karnında ölü bulunursa yenilmesi helaldir demişlerdir.

c-Malikîlere göre, ceninin yaratılışının tamamlanması ve tüyünün bitmiş olması şartı aranır. Çünkü Ka’b b. Malik şöyle demiştir:

“Resülüllah’ın ashabı, ceninin tüyü bittiği takdirde annesinin kesilmesi onunda kesilmesidir, derlerdi”

d-Şafiîler ve Hanbelîler, tüyü bitmiş olsun olmasın ölü cenini yemeyi caiz görmüşlerdir. Çünkü İbn Mübarek, İbn Ebi Leyladan şöyle dediğini rivayet etmektedir: “Resulullah buyurdu ki: Annesinin kesilmesi cenininde kesilmesi demektir, tüyü ister bitmiş olsun ister bitmemiş olsun .” Bunun caiz olduğuna dair cumhurun delili ise şu hasen hadistir. “Annesinin kesilmesi cenininde kesilmesidir.”[9]

“Ceninin kesilmesi annenin kesilmesidir” hadisinden maksat ise benzetmedir, yani onun kesilmesi gibi kesilir, demektir. Bu hadis, annesinin kesilmesiyle yetinilmesinin gereğine delil değildir. Kısaca ölü cenin Hanefîlere göre tüyü bitmiş olsun veya olmasın (yaratılışı tamamlanmış olsun veya olmasın) yenilmez.



Kurbanlıkların Sütlerine, yünlerine, kurbanların etlerine dair hükümler:

Kurbanlık hayvanın kesim öncesinde sütünden ve yününden yararlanmak tasvib edilmemiştir. Eğer yararlanılmış ise bedelin sadaka olarak verilmesi uygundur. Vermez de kendisi istifade ederse haram olmaz.

Kurbanlık hayvanın sütünden yararlanmak, etini veya postunu satıp parasını almak veya demirbaş olmayacak bir şeyle değiştirmek mekruhtur.

Kurbanlık hayvanın postu hayır kurumlarına veya fakire verilebileceği gibi seccade veya sofra gibi evde kullanılacak eşya yapılabilir. Satıp parasını almak mekruhtur.

Kurbanlık hayvan kesilmeden önce doğursa en uygun olanı canlı olarak tasadduk edilebileceği gibi satılırsa, parasını sadaka olarak vermektir. Kendi yararına canlı olarak veya satıp parasını kullanması, sütünü bizzat kullanması meselesinde olduğu gibi hoş karşılanmamıştır. Bu şekildeki bir yavrunun annesiyle beraber kesilmesi gerektiğini söyleyenlerde vardır.

Kurban etinin taksimi yapılacaksa en iyisi bir kısmını ev halkına, bir kısmını fakirlere, bir kısmını da kurban kessin veya kesmesin Müslüman olsun olmasın dost ve komşulara dağıtılmasıdır. Hane halkı kalabalık olan kişi, dışarıya dağıtmadan kendi evinde tüketmesi de caizdir.

Kurban kesimi ve kesimden sonraki hususlara özellikle dikkat edilmelidir. Müslüman barış adamıdır. Bu barış ve sükûn, bütün canlılara uygulanmalıdır. Kurbanlık hayvanı kesime götürürken ite kaka, döverek, söverek götürmek (Müslüman olmak bir yana), insana yakışmayan bir davranıştır. Kesim işlemi veya etin taksimi bittiğinde o mahallin temiz bırakılmasına özen gösterilmelidir. Hiç kimsenin, ibadet yaparken başkalarını İslamdan soğutmaya, İslamı olduğundan farklı göstermeye hakkı yoktur. Kesim temizliğinin iyice yapılması, dışarıda hiçbir parçanın bırakılmaması gerekmektedir. Bu husus hem kurbanlık hayvana hem insanlara ve diğer canlılara gösterilmesi gereken saygının gereğidir. Çevre kirliliği meydana getirerek ve Müslümanların imajını olumsuz etkilemek suretiyle kurban kesme ecrini azaltmamak gerekmektedir. Hasan KARAGÜZEL










[1] El- Muğnî VIII 567, Ahkamul Kuran I. 144, Reddül muhtar V.208. vd.


[2] El- Lubab III. 223. Tıbyanul Hakaik V. 287 vd.


[3] Ahmed-Buhari rivayet etmiştir. Neylül Evtar VIII.139


[4] Eed-Durrul Muhtar V. 207, el- Bedavi V. 41, vd.


[5] El- Kavanınul fıkhiyye 184, eş- Şerhul Kebir II. 99


[6] El- Muğnî VIII. 575, El-Muhezzeb I.252., Keşşaful Kına VI. 204 vd.


[7] Eş-Şerhul Kebir II. 106, ed- Durrul Muhtar V.210, el- Bedai V. 46 vd.


[8] El- Muhezzeb I. 252, Muğnil Muhtaç VI.292


[9] Bu hadis 11 sahabeden rivayet edilmştir. Nasbur Raye I. 189, Neylül Evtar VIII. 144
avatar
Hasan
Admin

Mesaj Sayısı : 73
Kayıt tarihi : 21/08/08
Yaş : 65

Kullanıcı profilini gör http://asil-islam.hareketforum.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz